TAZE TAZE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
TAZE TAZE etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Nisan 2011 Perşembe

TAŞINIYORUM! TAŞINDIM! TAŞINDIK!

blogger'ı baştacı yaptım.. 4 senedir blog yazılarımı burada yazdım, burada dertlendim, burada paylaştım ama artık bir değişiklik yapma vakti geldi. artık tumblr'dan devam edeceğim, içerik olarak bildiğiniz ve sevdiğiniz konulara yeni adresim olan http://2de1.tumblr.com üzerinden yazmaya devam edeceğim. başta benim için de sizin için de zor olabilir. bütün alışkanlıklardan vazgeçmek gibi ama birlikte alışacağız ta ki www.ikidebir.com sitesini ayaklandırana kadar.. biraz sabır ve değişiklik neden olmasın?!.. değişken ve sabit takipçi sayısıyla aylık ortalama 4000 ziyaretçiye ulaşan blog takipçisini yeni platformda bekliyorum.. :P

(FOTO: EMİR ERALP)

28 Şubat 2011 Pazartesi

RADYO BABYLON'DA 2DE1 BAŞLIYOR!!


yarından itibaren ve de her salı radyo babylon'da, saat 17.00-18.00 saatlerinde "2de1" ismiyle canlı olarak sunacağım programım başlıyor!! muhabbet ve müziğin yan yana geleceği programı dinleyin; akşamı iyi ve güzel müzikle karşılayın ki neşeniz artsın!..

17 Şubat 2011 Perşembe

!F İSTANBUL BUGÜN BAŞLADI - FESTİVAL KURUCULARINDAN PELİN TURGUT İLE FESTİVAL İLE İLGİLİ SOHBET VE ÖZEL NOTLAR..


dün akşam açılış galası olan !f istanbul resmen başladı. festivalin kurucularından pelin turgut, tüm yorgunluğuna rağmen festivali, favori filmlerini ve festivalin 10. yılı ile ilgili düşüncelerini skype üzerinden az önce anlattı..

erelada: hepimizi heyecan sardı festivalle ilgili.. herkes listelerini yaptı ya da yapıyor, merak ediyor, sizin cephede son durumlar nedir?


Pelin Turgut: dün geceden biraz kalma :)) açılış gecemiz vardı fitaş'ta. feist'ın ses/ışık/gölge oyunları yapan ekibi geldi. burada candaş'larla birleştiler. ortaya inanılmaz bir performans çıktı. tabii ki ağladım! fitaş'ın en üst katında -hangar gibi post-endüstriyel bir mekan- güzeldi. film womb/rahim. yönetmeni benedek geliyor! iki filmini gösterdik daha önce. bu ilk 'mainstream' filmi. çok acaip...

erelada: yani izle ve gör diyorsun; harikaymış.. ağlamaz mısın, bu arada 10. yılınıza girdiniz öyle değil mi? yani bir de öyle bir özelliği var bu yılki festivalin..

Pelin Turgut: 10. yıl, eveeet!!

erelada: peki bizi neler bekliyor başka.. biraz fısıldasan..

Pelin Turgut: çook konuklu bir yıl. onları kaçırmamalı diyorum; zira yönetmen sohbetli film, baska türlü bir keyif..

erelada: haklısın, benedek geliyor dedin, başka kimler var sürprizli konuk kontenjanından?

Pelin Turgut: andrew mcclean (on the ice), braden king (here), charien dabis (amreeka), havana marking (afgan star), tatiana issa (dzi croquettes), ha tabi IT Crowd'dan falan bildiğimiz chris morris, alejandro jodorowsky... sonra canlı sinema mevzusu var. bu haftasonu iki kere "Utopia in 4 Movements" gösteriyoruz. yönetmeni sam green, epey bilinen iyi bir belgeselci. 4 müzisyenle geliyor. tamamen live, ses, müzik ve görüntü ve seyirci katılımı. sundance'de görenler yılın en acayip seyriydi diyorlar, cok merak ediyorum. bir de zare. kürtlerin geçtigi ilk film diye geciyor, 1927 yapımı. ermenistan'dan kopyası özel geliyor. kendisi bile canlı tarih bir şekilde. üzerine tara jaff müzik çalacak. bir de etkinlikler diyeyim; o açıdan zengin bir yıl. çogu da ücretsiz. jodorowsky salı gecesi konuşacak mesela, çok önemli.. atölyeler var. sundance'den gelen kalabalık bir ekip var. 26'sı cumartesi full gün senaryo ve film üzerine sohbet, panel, case study vs.. animasyon atölyesi- geoff marslett ile, kendisi Mars filminin de yönetmeni. çok düşük bütçe ama şahane görüntü, farklı bir teknik geliştirmiş, onu paylaşacak. film de inanılmaz sempatik! bir de mubarek, mısır, social media derken "Flowers of Evil"dan bahsetmeli..

erelada: anladığım kadarıyla daha dolu, daha interaktif bir yıl, ne dersin? harika, insanın işi gücü bırakıp festival insanı olası geliyor ama bizim gibi ağır iş insanları için pek mümkün değil maalesef... peki festivalin gelişimiyle ilgili son 10 yıla baktığında ne düşünüyorsun?

Pelin Turgut: valla fest için tatil izni kullanan arkadaslarımız var :) geriye baktığımda her şey organik bir biçimde gelişmiş diyorum, o da hosuma gidiyor..

erelada: bir de sizin partiler de kaçmaz.. peki senin en favori filmlerin hangileri diye sorsam..

Pelin Turgut: partileri unutmayalım haklısın. bu cuma acılış- horse meat disco! ofiscene bir haftadır dans ediyoruz.

erelada: :)))) orda olmalıyız mutlaka!!

Pelin Turgut: favor film konusu zor ya. bu sene mottom, bir tane kesin gitmem diyecegimiz bir filme gidelim. ben de yapacağım :) LA Zombie olacak galiba, korksam da... yani hep başka yerlerden bakabilmek ya olay; four lions'ı çok beğeniyorum. bence atlandı bu yılki ödüller mödüller durumlarında, çok güclü bir film.

erelada: genelde öyle olur ya, bazı filmler fazlasıyla öne çıkarılır ama arada güme giden ne harikalar vardır..

Pelin Turgut: living on love alone - fransız, genç, ask da var ama daha ziyade 23 yaşında olmanın filmi. o kadar öyle ki, içim burkula burkula seyrettim.. inside job mutlaka, zaten oscar adayı. 2008 krizi. kimin eli kimin cebinde, net net toparlıyor; sinemadan alev almış bir şekilde çıkıyorsun.evet, evet küçük filmleri sevelim :)

erelada: bu ülkede zaten alev alevken, yanıp kömür olacağız o zaman.. :)

Pelin Turgut: açılım bölümü ve kürt filmleri demem lazım şu noktada galiba...ülke, alev demişken. bu yılki tema dağdakiler. sozdar ve women of mont ararat, kadın gerillaları anlatıyor. mutlaka görmek lazım..

erelada: türkiye'de zaten muhalif söz söyleyen yegane festival if gibi geliyor bana..

Pelin Turgut: :)) ne güzel..

erelada: öyle ama.. ve de buna çok ihtiyaç var, hele ki medya bu kadar kapana kıstırılmışken..
şenlikli, muhalif ve uyanık; sizin mottonuz bu olmalı.. :)


Pelin Turgut: bağımsız kafalar lazım, evet. ama işte başka başka kanallar da açılıyor bir yandan
çok güzel söyledin. şenlik ve muhalifi aynı cümlede daha çok görebilsek ne guzel olur

erelada: değil mi ve de daha çok muhalif ve bağımsız söz söyleyen işler, organizasyonlar..

Pelin Turgut: evet. bunu da şenlikle yapabilmek...

erelada: pelincim, çok teşekkürler vakit ayırdığın için..

Pelin Turgut: sana asıl çoook teşekkür. ya sinema ya da partide görüşmek üzere diyorum o zaman..

erelada: evet, kesinlikle...

9 Şubat 2011 Çarşamba

HINDI ZAHRA VE HUZUR VE SAİRE


dün akşam biraz geciktiğim, kalabalıktan ötürü yer yer babylon'nun balkonundan, kapı aralığından dinlediğim hindi zahra'nın sesinden ve müziğinden nasıl etkilendiğimi anlatamam. tüm babylon sanki özel bir ayine gelmiş, seyirci nutku tutulmuşcasına zahra'yı dinliyordu... dün hem cut magazine için, hem de 2de1 için kendisiyle konuşan arkadaşım balım tanrıöver'in sorduğu klasik 2de1 sorularına hindi zahra'nın verdiği yanıtlar şöyle:

insanlara önermek istediğiniz bir şey var mı?

Peace and power

yaşam tarzınızı nasıl tarif edersiniz?
ilginç

bu dünyadaki rolünüz nedir?
müzik yapmak

hayatta vazgeçemeyeceğiniz 3 şey nedir?
müzik, resim, yemek

neye bağımlısınız?
sigara

silahlarınız neler?
yalnızlık, meditasyon ve müzik

en sevdiğiniz kahraman kimdir?
gandhi

dünyanın en güzel yeri neresi sizce?
dağlar, dünyanın herhangi bir yerinde olabilir.

(balım'ın yaptığı geniş ve lezzetli söyleşi ile charles richards'ın çektiği harika fotoğraflar cut magazine'nin mart sayısında. bekleyiniz..)

AVEA MÜZİK, MÜZİK COŞKUSU ETC.


dün akşam eski arkadaşım, gazeteci tolga akyıldız'ın çağrısı üzerine avea'nın müzik yazarlarını ve blogger'ları da bir araya getirdiği bir davete katıldım. konu müzikti. avea'nın aveamusic.com'un değişen yüzünü, yeni müzikal aktivitelerini anlattığı bir buluşmaydı bu.. basın davetlerini genel olarak sıkıcı ve tapon bulsam da müzikle, sanatla ilgili girişimlerin çoğalmasından yanayım elbette.. avea.com 3 milyon şarkı içeren, özel listelerin oluşturulup dünyaya ilan edilebildiği bir paylaşım ve indirme sitesiymiş. henüz incelemedim. bunun dışında ilan ettikleri 2011 konserleri arasında 21 mayıs'taki aya irini'de gerçekleşecek olan marianne faithful konseriyle beni tavladıklarını söyleyebilirim...

2 Şubat 2011 Çarşamba

ISTANBUL FASHION WEEK 2011 BAŞLIYOR!


istanbul’un en büyük moda etkinliği “istanbul fashion week” (IFW) yarın başlıyor. 03 - 06 Şubat 2011 tarihleri arasında düzenlenecek olan İTKİB organizasyonunda, moda tasarımcıları derneği (MTD), birleşmiş markalar derneği (BMD) ve istanbul moda akademisi (IMA) işbirliğinde gerçekleşecek defilelerin mekânı santralistanbul... defilelerde, markalar ve tasarımcılar sonbahar/kış 2012 koleksiyonlarını tanıtacaklar.  9 tasarımcının solo defile düzenlediği ve 3 karma defilenin yer aldığı organizasyonda, toplam18 tasarımcı ve 9 markanın katılımıyla, dört günde tam 21 defile, arzu kaprol 2011-2012 kış koleksiyonu konsept sunumu, kuruçeşme’deki arzu kaprol couture showroom’unda gerçekleşecek. program için tıklayın. izlenimlerim ise pek yakında burada.

20 Ocak 2011 Perşembe

BREAD & BUTTER DÜN BAŞLADI DEDİKODULARI HEMEN YAYILDI..


* bread&butter berlin'de her yerden yükselen müzik peter, bjorn and john'un "breaker, breaker" parçasıymış rivayete göre. bu parça, isveçli indie rock'cıların ilk stüdyo albümü "gimme some"ın şimdiden hit parçası olmuş. (parçayı web sitelerinde free indirebilirsiniz)

* ben sherman yeni alt label'ı "plectrum"u, "english man in new york" konseptiyle ilk kez bbb izleyicilerine ve "yüksek moda" tutkunlarına takdim etmiş..

* her zaman olduğu gibi paralel etkinlikler fuardan neredeyse daha fazla ilgi çekiyormuş. öne çıkan en büyük etkinlik galeri johann könig'deki jürgen teller: paradis sergisi. ayrıca rich & royal'ın sunduğu "save water drink champagne" aktivitesi.

* "la papillon victorien" yani vicky butterfly'ın açılıştaki canlı performansı hala dillerdeymiş. (foto)

4 Ocak 2011 Salı

THE SMITHS İSMİNİ TEKRAR DUYMAK NE GÜZEL..


the smiths anısına hazırlanan indie rock tribute'u "the smiths tribute/hand in glove" 11 ocak'ta çıkıyor. albüme adını veren parçayı cover'layan vanilla swingers'dan rosewater elizabeth'e, home'dan q born abstract message'a işte albümde yer alan parçalar:

1Hand In Glove - Vanilla Swingers
2Paint A Vulgar Picture - True Tone
3What Difference Does It Make? - Vampire Slayers
4The Boy With The Thorn In His Side - Home
5Frankly Mr. Shankley - Questionface
6Last Night I Dreamt That Somebody Loved Me - Pulse
7Death Of A Disco Dancer - Loomer
8This Night Has Opened My Eyes - Underwater
9Handsome Devil - I Buried Paul
10Some Girls Are Bigger Than Others - Skinnys 21
11There Is A Light That Never Goes Out - Edison Shine
12Girlfriend In A Coma - Thee Chinadoll
13Reel Around The Fountain - Q-Burns Abstract Message
14I Know It's Over - Rosewater Elizabeth

VANILLA SWINGERS - "Hand In Glove" (The Smiths cover) by sonshine

27 Aralık 2010 Pazartesi

2010 BİTMEDEN YAPILASI, BAKILASI, ALINASI ŞEYLER'DEN BİR BUKET...


* all good things filmini tereddütsüz seyredin. özellikle kirsten dunst'u sarışın ve tatlı bir kız zannedenler bu filmde onun oyuncu hem de iyi bir oyuncu olduğuna karar verecekler..

* bige ökten, ismi biraz saklı kalmış tasarımcı. ama suç onda. istanbul modern'in mağazasını kurarken de pek kimsenin haberi olmadı, amerika'da yaptıkları ettiklerini de pek bilen yok. galatamoda'da işlerinin büyük beğeni topladığını biliyorum. yılbaşından önce son dakika alışverişi yapmak isterseniz, onun da işlerini görebileceğiniz white mill shop'a yarın 18.00-21.00 saatlerinde gidin..

* kitap alışverişi için bir sefer de simurg'u tercih edin. online olarak da alışveriş yapabilir veya gidip yerinde eski kokulu kitapların arasında dolaşıp, istediğiniz kitabı hemen olmasa da mutlaka buldurabilirsiniz. şiir seven, uzun zamandır sesi çıkmayan şule gürbüz'ün 'ağrıyınca kar yağıyor' kitabını sorabilir, varsa satın alabilir..

* edisyon, sahibinin sözüyle "bağımsız yaratıcıların fotoğraf, baskı, resim, desen, tasarım nesnesi ve benzeri işlerin edisyonlarının -çoğaltmalarının- satışı için kurulmuş bir sergi alanı. ayrıca içeriği giderek büyüyen açık bir portfolyo. bu niteliği ile bir sergi alanı olmanın ötesinde, bağımsız işlerin kaydedildiği kolektif bir bellek. her edisyon, seçilen çoğaltma modeli ile sınırlı sayıda ve yaratıcısının imzası ile üretiliyor".. yeni eklenenleri yıl bitmeden gidin, görün, alın..

İNTERNET SADECE GÖRMEK İSTEDİĞİMİ GÖSTERSİN DİYENLERE MÜJDE!


internet'te aradığınızı bulduğunuzda her tarafı türlü bilgi ve görsellerle doldurulmuş olduğu için sıkılıp vazgeçiyorsanız, "readability"ye başvurabilir, tek bir tıkla hemen her www diye başlayan sayfayı daha net ve temiz görebilirsiniz...

16 Aralık 2010 Perşembe

ISTANBUL ANİMASYON FESTİVALİ BUGÜN BAŞLIYOR!

bugün istanbul pera müzesi'nde 3 gün sürecek olan 6. istanbul animasyon festivali başlıyor. festivalin yenilikleri arasında geçen yıl eklenen yarışma bölümünde uzun metrajlı filmlerin de yer alması... animasyonun sinemada ve reklamda bu kadar yükselişte olduğu bir zamanda bu festivalin zamanla güçleneceğini düşünsem de son derece yavan ve konunun tabiyatına ters bir web sitesi var. daha fazla bilgi almak için mecburen orayı tıklamanız gerekecek..

15 Aralık 2010 Çarşamba

PAG - PLAYING CARDS BY BAHADIR BARUTER

şahane karikatürist, gümüşlüklü :) bahadır baruter'in imzasını taşıyan, sinek-böcek gövdeli gözlerini kan bürümüş osmanlıların resimlendiği iskambil kağıtları pag'da..

12 Ekim 2010 Salı

BİLDİĞİN SUYA TASARIM AŞISI




2008'de christian lacroix, bir yıl sonra jean paul gaultier, 2010'da paul smith dünyanın en popüler suyunu/su şişesini yorumlamışlar. hangi su mu? evian tabii ki. 2011 edisyonunun tasarımcısı ise issey myake.. güzel, neşeli işler bunlar tabi. şişesi 4.50 euro'ya satılıyormuş.. yakın tarihte sadece evian değil, bizim erikli ya da pınar da böyle özel şişelerde sular satacak bence. ama tasarım kaygısından değil, içme suyunun azalmasından..

11 Ekim 2010 Pazartesi

GALLERIA ILLY'DE SÖYLEŞİ


13 Ekim 2010 çarşamba günü saat 18.00'de, galeri ışık teşvikiye'de yer alan galleria illy'de vogue türkiye genel yayın yönetmeni seda domaniç ile bir söyleşi gerçekleşiyormuş. domaniç söyleşide moda gazeteciliğine uzanan hikayesini paylaşacakmış. bilginize!

24 Eylül 2010 Cuma

MONDOTRASHO BU AKŞAM AÇILIYOR!!


kimsin, nesin, ne yaparsın?.. hayattaki yerini buldun mu?.. tuhaf bir şekilde kimi seversin?.. kimi sevmezsin?.. hangi şarkıyı sürekli dinlemek istersin?.. hangi şarkıları dinlemediğin için pişmansın?.. niye pişmansın?.. en sevdiğin diyaloğu hatırlıyor musun?.. hatırlamak ister misin?.. dünyanın en güzel yeri neresi?.. kendini neşelendirmek için ne yaparsın?.. şu an içinden geçeni söyle?.. hangi hayvansın?.. dünyalı mısın?.. burcun ne?.. müzik mi?.. içmek mi lazım?.. şöyle körkütük dalgalanarak mı?.. kendi sesine müzik mi karışsın?.. mondotrasho... kiki’nin mert’i ve dj style-ist ahaliyi topluyor.. lcv istemez.. kendini getir, ruhunu getir, dansını getir, gövdeni getir, müziğini getir... mondotrasho... istanbul sensen, dünyan müzikse, ismini bir zamanlar esat başak'ın fanzin dergisindan alan kült mekan mondotrasho bu akşam saat 21'den itibaren kapılarını açıyor; bu akşam başka bir seçenek düşünme bile..

MONDOTRASHO

EROL DERNEK SOKAK
HANİF APT.11/1 BEYOĞLU
(Yeni Melek'in 2 yanı, eski Dirty-Beat)

6 Eylül 2010 Pazartesi

U2 MESELESİ VE KONSTANTINOPEL


80'ler ve 90'lar müzikalite olarak u2'suz düşünülemez.. live aid 1985, stadium konseri denen şeyin kavramsallaştığı yıldır belki de. b.b. king, roy orbison, tina turner gibi isimlerle yan yana gelen ya da ne bileyim frank sinatra ile şarkı besteleyen, karısıyla yarattığı markası (edun) louis vuitton tarafından satın alınan, u2'nun aktivist bono'su boş zamanlarında papa'yla gidip görüştükten sonra, recep beyle görüşse ne yazar..

360 konser dizisinden anlaşılacağı gibi, gigantomani irlandalı dörtlünün fetişlerinden, yapacak bir şey yok. seviyorlar büyük konuşmayı, büyük şeyler yapmayı, kendilerinden söz ettirmeyi, dünyayı iyileştirirken para kazanmayı. herkes biliyor ki, bono ve doğal olarak u2 çok para kazanıyor; kazandığı parayla fakirlere yardım ediyor; peki sorun ne? sorun özellikle bono'nun boşboğazlığında; batılı kibirinde..

türkler kendi aralarında kavga etmeyi severler, birbirlerinin gözlerini oymayı da ama "gavur"un samimiyetsizliğini de hemen geri püskürtürler. ağzına tutulan mikrofona, "siz istanbul'da yaşıyor olabilirsiniz ama ben konstantinopel'e geldim' diyemez bono mesela. sittinsenedir u2 diye inleyen bir ahali karşısında hele hiç diyemez. türkiye ve türk insanına dair bilgisinin cılız olduğunu düşünüyorum bono'nun açıkçası.

ama bütün bu etrafındaki dedikodu bulutunu yokettiğinizde, yani müzik konuşmaya başladığında u2'ya kim laf edebilir? joshua tree hayatımın albümlerinin ilk 5'inin arasındadır. öfkesi, acısı, sesi ile bono ve elbette u2 bana her zaman dokunmuştur.. galiba sorun şu; biz büyürken, başkalarının, en çok da hayranlık duyduklarımızın büyümesini istemiyoruz. büyümenin kirini ve pasını sevmiyoruz çünkü. u2 ilk gençlik veya gençlik yıllarımızdaki gibi arı, duru ve içten kalmadığı için, yaptıklarında hile sezdiğimiz için, müziğinin bile sahiciliğini sorguluyor, türkiye konserini büyük prodüksiyonlu sadakadan öte göremiyoruz..

2 Eylül 2010 Perşembe

HAFTA BİTMEDEN TAVSİYELER..


berlin temelli label vakant'ten, paris'te yaşayan müzik yapımcısı tolga fidan'ın 45 dakikalık 'construkt'isimli podcast'ini dinleyin!

cyril duval, pop kültürün cindy sherman'ı gibi biraz. peruk, makyaj ve türlü kılıklarla moda, sanat ve pop kültüre dair ikonik resimleri yeniden üretmeyi seviyor. itemidem'ı tıklayın!

bant dergisinin web sayfasını dolaşın!

antony & the johnsons'ın "thank you for your love" klibini izleyin!

internetin sonunu getirin ve biraz durup düşünün; ya internet olmasaydı?

extramücadele'nin sayfasına girin ve galeri non'da 21 eylül'de açılacak olağanüstü sergilerine şimdiden hazırlanın!

12 Ağustos 2010 Perşembe

BİR BELGESEL: EKUMENOPOLIS


istanbullu bir grup insanın girişimiyle ortaya çıkan bir belgesel film ekümenopolis. filme ilişkin söyledikleri şu:

"... Ekümenopolis İstanbul’a bütüncül bir yaklaşımı amaçlıyor, değişim kadar, değişimin altındaki dinamikleri de sorguluyor. Bizi yıkılmış gecekondu mahallelerinden gökdelenlerin tepelerine, Marmaray’ın derinliklerinden 3. köprünün güzergahına, gayrimenkul yatırımcılarından kentsel muhalefete, bu uçsuz bucaksız kentte uzun bir yolculuğa çıkartıyor. Uzmanlar, akademisyenler, yazarlar, mahalleliler, yatırımcılar, kentliler ile konuşacak, kente makro ölçekte bir bakışı grafiklerle izleyeceksiniz. Belki de yaşadığınız İstanbul’u yeniden keşfedeceksiniz ve umarız ki değişime seyirci kalmayacak, onu sorgulayacaksınız. Sonuçta demokrasi bunu gerektirir."


mutlaka izlenmeli ve desteklenmeli bu proje; istanbul'u "bizim" yapmak için..

13 Temmuz 2010 Salı

SUN.DAY.SKY TÜM TAZELİĞİYLE YİNE GELİYOR..


ancak ben bu sefer de yakalayamıyorum.. geçen sene de öyle oldu; garip ve sinir bir durum.. ama gidecek olanlar kendilerini iki gün boyunca sere serpe yayılacakları miskin, aynı zamanda da enerjik bir haftasonuna hazırlasınlar... bu festivalde her şey yan yana gelebir. yani güzel olduğunuz kadar küstah, yumuşak olduğunuz kadar hesaplı, içten olduğunuz kadar dıştan olmanız serbest..:)))

12 Temmuz 2010 Pazartesi

CONTENT Mİ DEDİNİZ?


yıl 2005.. nisan ayı. 2'debir'in ilk sayısı bayilerde.. pek memunum, pek bir heyecanlıyım.. güzel tepkiler, harika, yorumlar etc.. ancak markalar bir türlü anlamıyor, dergiyi konumlandıramıyorlar.. dergi biraz rahatsız, content'i biraz tuhaf! :)))).. 5 yıl önce tuhaf olan, şu anda 2'debir'in baktığı yerden bakıp, content'ini neredeyse sadece fotoğrafla sınırlayıp, nereden baktığını büyük ebatlarla gösteriyor.. onu anlayan markaları da yanına alarak.. isimler, yaşam tarzları, duruşlar, "bizden" görüntüler... bakılası, insan elinin ve ruhunun geçtiği, elle tutulabilen, elbette masalarda, sehpalarda şık duracak da bir dergi "9".. türkiye'de zamanlama denen şey ayarı şaşmış, sürprizli, anlık, bir günden diğerine değişebilen bir olgu.. eline sağlık barış ve 9 dergisine eli değmiş tüm insanların..